ISBN: 975-996-49-31 • Sayfa Sayısı: 128• Format: Kitap
Kitaptan bir bölüm:
Olan aslında çoktan olmuş olsa da bizim onun tekrarına tanıklığımız, tekrar edeni ikrarımız hep sonradan. Ama neden sonra olsa da, bu tanıklık hep tâze, hep ilk defa. Çoktan olmuş olan yeniden oluyor, ol! emri her ân yineleniyor; varlık sürekli yenileniyor çünkü. Varlık onu çepeçevre saran karında her dem, dem-be-dem devine-dura ol!’a-geliyor. Varlıkta her şey dâimi bir oluş hâlinde. İnsan da. O da, başta, en başta, ol!-dendikten sonra, ol-karın’da, “ol!”a geliyor her dâim. Varlığı –ana karnındaki bebeği saran meşime gibi– çevreleyen, saran, sarmalayan zaman; varlığı, karnında bulunduran, onu olduran zaman, döşünde devine-duran varlığı havasızlıktan boğulmaktan ya da bayatlayıp kokuşmaktan koruyor, onu tâze, diri-tâze, terütâze tutuyor daima; ama aynı zamanda varlığı değiştirip, “bozuş”a ve oradan yeni bir “oluş”a sokuyor. Varlık, zamanla soluk alıp veriyor, keza s/oluyor zamanla. Varlığın çevreni (Horizont) denen, varlığın karnı (قرن) hâkeza. İnsan, (var)oldukça karnın çocuğu... İnsan, ibn’ul vakt.
Zaman canımı çekiyor
Sabırsızlanıyorum. Yoran bir sabırsızlık bu. Arzun yerini bulmazsa ne olacak? Ölecek misin? Bulsa ne olacak? Olacak mısın? Olursa olmak, olmazsa ölmek mi? Ya o ya bu! Seçeneklerin ikiye inmesi – kriz ânı ve/ya doğum imkânı! Ne olursa olsun, sabırsızlanıyorum. Acı veren bir iştiyak bu, acı bir iştiyak. Tanrım diyorum, olsun! Hayatı katlanılır kılan bir şey olsun! Saklı, dürülü, gizli kalan her ne ise, neyse o ki yaşantılanmayı bekleyen – yol ver ona Tanrım: olacağını bulsun! Arala kapısını zindanın, yol ver çıksın ortaya. Bırak onu Tanrım, kurtulsun, gün yüzü nedir görsün, görsün yeryüzü neresi. Açılsın o, serpilsin, kendini göstersin.
Bekliyorum. Hazır mıyım bir bozguna daha? Kaygılıyım. Aradığım bir neşve, başka ne olsun. Bir neşve – yaşamayı çekilir, yaşamayı çekici kılacak bir şey! Sabırsızım. Olan olacak biliyorum, olacağı gözlüyorum ve artık ne olacaksa olsun diyorum.
Zaman sabırsızlık olarak geliyor şimdi – sabırsızlık ve iştiyak. Şimdi zaman sıkıntı anlarında olduğu gibi çöken bir şey değil, çeken bir şey: çeken ve/ya çekilen. Zaman canımı çekerken canım zamanı çekmek istiyor:
Olacak olacağını buldu
Olacak olacağını buluyor
Olacak olacağını bulacak
Ve şimdi, tam şimdi dilek kipinde:
Olacak olacağını bulsun!
Çok, ama çok rica ederim,
derinden, ta derinden,
en derûndan recâ ederim:
Olacaksa olsun artık!
Ve mümkünse hemen...
SABIR-SIZLANI-YORUM
Sabır-sızlan-mamız
ya da
sabrımızın sızlaması,
başa,
en başa
geç-kalmışlığımızdan,
ama aynı zamanda da
ora’ya
–ne-den sonra–
rücû telaşımızdan
oluyor
sanı-yorum…